Op.Dr.Alper BayraktarTwiterConnect To FacebookBize ulaşın
  • OKÜLOPLASTİK CERRAHİ - GÖZ ESTETİĞİ
  • EN İYİ ESTETİK CERRAH
  • AMELİYATSIZ YÜZ GERME SON TEKNOLOJİ
  • LİPOSUCTİOUN
  • BENLERİNİZDEN KURTULMANIZ MÜMKÜN
  • SAÇ EKİMİ BURSA
  • BURSA ESTETİK YEDİNCİ YILINI KUTLADI.
  • BURUN ESTETİĞİ

PLASTİK CERRAHİ AMELİYATLARI

Oküloplastik Cerrahi / Göz Çevresi Hastalıkları

Oküloplastik Cerrahi / Göz Çevresi Hastalıkları

Oculoplastik cerrahi göz biliminin göz kapakları, gözyaşı yolları ve orbita (göz çukuru) hastalıklarıyla ilgilenen branşıdır. Bu bölümde göz torbalarının alınmasından, protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından, botox’a kadar her türlü tedavi ve estetik cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir.Göz kapakları, gözyaşı yolları hastalıklarıyla ilgilenen branştır. Bu bölümde göz torbalarının alınmasından, protez göze ve göz içi tümör ameliyatlarından, botoks' a kadar her türlü tedavi ve cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

Göz Kapakları, Gözyaşı Yolları Rahatsızlıkları

Göz kapaklarının kendine özgü bir yapısı vardır. Göz kapakları gözlerimizi korurlar ve gözlerimizin istenilen ıslaklıkta kalmasını sağlarlar. Göz yaşı yabancı maddelerin gözden uzaklaştırılmasını sağlar, göz için gerekli olan ıslaklığı oluşturur ve koruyucu maddeleri içerir. Görevini tamamlayan gözyaşı boşaltım sistemi ile burna akar. Kaşlar ile kirpikler göz kapaklarına yardım ederler ve duygularımızın ifadesinde önemli rol oynarlar. Bu dokuların rahatsızlıkları genellikle kendilerine özgü anatomik yapılarının sonucudur.

Alt ve üst göz kapakları anatomik olarak birbirlerine çok benzerler. Her göz kapağının iki önemli kası vardır. Bir kas göz kapağını açmaya (retraktör-levator), diğeri ise kapamaya (sifinkter-orbikülaris oküli) yarar. Bu iki kasın arasında orbita yağ dokusu bulunur. Alt göz kapağı daha hareketsiz, üst göz kapağı ise bir araba cam sileceği gibi hareketlidir. Göz kapaklarının doğuştan ya da yaşlanmaya bağlı rahatsızlıkları vardır. En sık görüleni "ptozis" olarak adlandırılan göz kapağı düşüklükleridir. Doğuştan olduğu zaman genellikle göz kapağını kaldıran kasın iyi gelişmemesine bağlıdır. Yaşlanmaya bağlı olarak da oluşabilir. Bu durumda sebep göz kapağını kaldıran kasın zaman içinde yıpranmasıdır. Her iki durumun da tedavisi cerrahidir. Eğer gözkapağını kaldıran kasın bir miktar fonksiyonu var ise bu kası güçlendirmeye yönelik cerrahi işlemler uygulanır.

Maksillofasiyal Cerrahi (Çene-Yüz Cerrahisi)

Yüz yaralanmaları, Yüz kırıkları, Yüz felci cerrahisi, Yüz bölgesi tümörleri, kanserleri, tükürük bezi tümörlerinin tedavisi bu cerrahi dalının alanı içerisine girmektedir.

Oral ve maksilloofasiyal cerrahinin ana amacı ağız, dişler çeneler ve yüz bölgesini ilgilendiren yapılardaki yaralanmalar, bu bölgede ortaya çıkan fonksiyon ve estetiği etkileyen yetersizliklerin tedavisidir.

Oral ve Maksillofasiyal Cerrahinin İlgi Alanları

Maksillofasiyal Cerrahi (Çene-Yüz Cerrahisi)Rekonstrüksiyon Cerrahisi

Uzun dönem protez kullanımına, geçirilmiş tümör cerrahilerine ve yaralanmalara bağlı olarak gelişmiş ve yumuşak doku ve kemik deformitelerini engellemek üzere yapılan cerrahi girişimlerdir.

Travma

Alt ve üst çene kırıkları, göz çevresi kemiklerinde kırık ve yaralanmalar ve deri hasarlarının onarımıdır.

Ağız Problemleri

Ağız boşluğunun dişsel olamayan sebeplere bağlı iyi ve kötü huylu hastalıklarına karşı geliştirilen medikal ve cerrahi müdahalelerdir.

Temporomandibular Eklem Hastalıkları

Alt çene ile kafa kaidesi arasındaki eklem rahatsızlıklarının ileri teknoloji ile tespit ve tedavisidir.

Tükürük Bezi Hastalıkları

Tükrük bezlerindeki inatçı ya da geçici şişme veya genişlemelere, tükürük bezinin iyi veya kötü huylu tümörlerine karşı uygulanan cerrahi müdahalelerdir.

  • Yüz travması sonrası kesiler ve doku kayıpları rekonstrüksiyonu
  • Yüz kemikleri kırıkları tedavisi
  • Fasial plastik cerrahi (rinoplasti, yüz germe,boyun germe, blefaroplasti…)
  • Ortognatik cerrahi
  • Yüz bölgesi tümör-kanser cerrahisi
  • Baş-boyun kanserleri, boyun diseksiyonları
  • Yüz felci cerrahi rekonstrüksiyonu
  • Dudak-damak yarığı cerrahisi
  • Dental ve dentoalveolar cerrahi

Ortognatik Cerrahi (Isırım Bozuklukları)

Ortognatik Cerrahi (Isırım Bozuklukları)

Dişlerden ve çene yapısından kaynaklanan ağız kapanma sorunları, çene eklemi hastalıkları ve cerrahisi bu cerrahi dalının alanı içerisine girmektedir.
Ortognatik Cerrahi, alt ve üst çene birbirine tam olarak oturmadığında ve/ veya dişlerin ağız kapalı pozisyonda birbirleri ile yanlış uyumu durumlarında düzeltmek amaçlı yapılan cerrahi uygulamalardır.
Alt ve üst çenenin birbirine ve yüzdeki diğer oluşumlara (burun, gözler, yanaklar) göre uyumsuzluğu, hem görünüm hem de işlevsel açıdan sorunlar yaratmaktadır. Bu uyumsuzluk ve bozukluklar gelişimsel olabilir ya da hastalık ve kazalar sonucunda ortaya çıkabilir. Böyle kişiler; hem estetik, hem konuşma hem de beslenme problemleri ile karşı karşıyadırlar.
Çenedeki gelişimsel şekil bozuklukları çok değişik tiplerde olabilir:

  1. Yüz normalden uzun veya kısadır
  2. Diş etleri gülerken çok aşırı görünebilir (gummy smile deformitesi)
  3. Üst çenenin geride olması
  4. Üst çenenin ileride olması
  5. Alt çenenin ileride olması
  6. Alt çenenin geride olması
  7. Üst çenenin geride, alt çenenin ileride olması
  8. Ön dişlerde kapanma kusuru (anterior open-bite)
  9. Alt çenenin yana kayması (laterognati)
  10. Çene ve yüzde asimetrik görünüm
  11. Sadece çene ucunu içeren bozukluklar.

Eğer çenedeki şekil bozukluğu dişleri de içeriyor ise, yani ısırma bozukluğu da var ise (ki çoğunlukla böyledir), yapılacak cerrahi müdahale, sadece çene ucunu içeren bozukluklar söz konusu olduğunda yapılan cerrahi müdahaleye göre daha kapsamlıdır. Bu gibi durumlarda ameliyat öncesinde hasta yaklaşık 6 ay kadar (kişiye göre değişebilir) ortodonti tedavisi görmelidir. Bu tedavi sırasında gerekiyorsa dişleri çekilebilir, dişlerin pozisyonları değiştirilebilir. Ortodonti tedavisinin bittiğinde, dişlerin ameliyat sonrasında birbirine göre konumlarını belirleyen bir splint yapılır. Ameliyat sonunda  dişler bu splinte oturtularak, birbirine göre yeni konumları belirlenmiş olur. Ameliyat sonunda, yeni pozisyonuna getirilen çeneleri tespit etmede kullanılacak yönteme göre, hastanın alt ve üst çenesi  2 ila 8 hafta arasında değişen sürelerde birbirine bağlanır. Bu dönemde hasta sıvı gıdalarla beslenmek durumundadır. Ve diş bakımının iyi yapılması çok önemlidir. Ortodonti tedavisi ameliyat sonrasında da kişiye göre değişmek üzere yaklaşık 6 ay devam etmektedir.
Ortognatik cerrahi iki aşamadan oluşur. Ortodontik tedavide dişlerdeki düzensizlikler giderilmekte ve düzeltici cerrahi ise yanlış konumlanmış çeneleri yeniden yapılandırmaktadır. Bu kombine tedavi protokolü ile yüzün görünümü düzeldiği gibi dişler doğru kapanma pozisyonuna gelerek uygun fonksiyon kazanmaktadırlar.

Ortognatik (Isırım bozuklukları) Cerrahi Sık Sorulan Sorular

Kimler ortognatik cerrahiye ihtiyaç duyar?


Ortognatik Cerrahi'den dişleri uygun kapanma göstermeyen veya çene pozisyonları yanlış olan kişiler fayda görebilirler. Çenelerin gelişimi dereceli bir aşama gösterse de bazı durumlar da alt ve üst çenenin gelişimi farklı hızlarda olabilmektedir. Bunun sonucunda kişinin çiğneme fonksiyonu, konuşması, ağız sağlığı ve yüz şekli etkilenmektedir. Çene yaralanmaları ve doğum anomalileri de çenelerin kapanma pozisyonunu etkilemektedir. Ortodontik tedavi yalnız başına sadece dişlerin konumunu düzeltmektedir. Ancak çenelerin pozisyonu da değiştirilmek isteniyor ise ortognatik cerrahi mutlaka gerekecektir.

Ortognatik cerrahi planlanan hastada değerlendirilmesi gereken durumlar aşağıda belirtilmiştir.

Çiğneme, ısırma ve yutma fonksiyonlarında yaşanan güçlükler, Konuşma problemleri, Kronik çene ve çene eklemi ağrıları, Çenenin kapalı pozisyonunda dişlerin ön tarafta birbiri ile örtüşmemesi, Öne çıkık çenenin varlığı, Solunum problemleri.

Bunlardan bazıları doğumda var olabildiği gibi herediter (genetik) veya çevresel etkenler veya yüze yönelik travma nedeniyle doğum sonrası dönemde kazanılmış problemler halinde görülebilir. Herhangi bir tedavi başlatılmadan önce hastanın kafa grafileri incelenip detaylı bir konsültasyon yapılacaktır. Tedavi öncesi konsültasyon sürecinde, hastanın tedavisi hakkında kafasına takılan tüm soruları hekimleri ile paylaşması gereklidir. Tedavi hakkında detaylı olarak bilgilendirilen hasta hekimleri (diş hekimi, ortodontist ve plastik cerrah) ile beraber tedavinin nasıl yönlendirileceği konusunda karar verecektir.

Ortognatik cerrahide uygulanan teknolojik gelişmeler nelerdir?


Plastik cerrah modern teknikler ve üç boyutlu modeller kullanarak size cerrahi tedavinizin nasıl yapılacağını gösterecektir. Karşılaştırmalı kafa grafileri ve diğer görüntülenme yöntemlerini kullanarak operasyon sonrasında dişlerinizin nasıl kapanacağını ve yenilenecek yüz ifadeniz hakkında size görsel sunu yapacak ve kafanızda yeni görünümünüzün oluşmasını sağlayacaktır. Böylece cerrahi girişim sürecini, bu uzun tedavi protokolünü ve bu tedaviden elde edeceğiniz kazanımları anlamanıza yardımcı olacaktır.

Ortognatik cerrahi hangi yaşta yapılır?

Ortalama 17-18 yaşından sonra yapılabilen bu ameliyatlar için çene gelişimi tamamlanması beklenir. Bayanlarda gelişim daha önce tamamlandığı için 1-2 yıl daha önce yapılabilir. Nefes alma problemleri olan hastalarda ise daha erken yaşlarda ameliyatlar da yapılabilir.

Ameliyat öncesi nasıl bir tedavi ve izlem yapılır?

Yapılacak ameliyat, bir Dişhekimliği üst branşı olan Ortodonti uzmanı ve Plastik Cerrahi uzmanının birlikte takip ve kararı ile planlanır. Hem ameliyat öncesi hem de sonrasında hastanın diş telleri ile ortodontik tedavi olması gerekebilir. Ameliyat öncesi bu tedavi 3 ay-2 yıl arası kadar süre devam etmesi gerekebilmektedir. Bu süre içinde yapılan ortodontik tedavide dişler doğru konuma getirilir; böylelikle ameliyat sırasında alt ve üst çenenin en uygun şekilde düzeltilmesi ve doğru şekilde kapanması yapılabilir. Ameliyatı tekniği ve kemikleri oynatma miktarı çeşitli özel grafilerle ölçülerek karar verilir. Ameliyat planı, özel filmlerde sefalometrik ölçümler yapılarak yapılır. 3 boyutlu model cerrahisi ve 3 boyutlu bilgisayar programlarında ameliyat öncesi çalışmalar yapılır; ölçümler yapılır.

Ortognatik cerrahi hangi yaşta yapılır?

Ameliyat ve sonrası süreç nasıldır?

Genel anestezi altında ve takriben 2-3 saatlik bir ameliyat sonrası hasta istenilen düzgün  ve estetik çene şekline kavuşur. Ağız içinden yapılan kesilerle, alt ve/veya üst çene kemiklerinde çeşitli düzgün kırıklar yapılır ve planlar doğrultusunda düzeltmeler sonrası titanyum plak ve vidalarla kemikler doğru pozisyonda sabitlenir.

Ameliyat sonrası 1-3. Günlerde dişler birbirine sabitlenir. Dişlerde bulunan özel tellere takılan özel lastikler vasıtasıyla  her iki çenenin 6-8 hafta kadar kapalı olması sağlanır. Bu süre zarfında hastanın kilo kaybetmemesi için  beslenmesine dikkat edilmeli ve özel besleme içecekleri kullanılmalıdır. Ameliyat sonrası bir süre daha ortodontik tedaviye devam edilir.

Sonuçları son derece yüz güldürücü olan çene estetiği ve ortognatik cerrahi yöntemleri, yeterli tıbbi ve cerrahi eğitim almış plastik cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilmelidir.

BEN NEVÜS ÇIKARTILMASI

Ben (Nevüs) Çıkartılması

İnsan vücudunda birçok ben bulunur. Bir insanda değişik büyüklüklerde çok sayıda ben olabilir. Bu benler kahverengi, siyah veya mavi renkte olabileceği gibi birden fazla renk karışımı da olabilir. Ciltten kabarık, veya ciltle aynı düzeyde benler olabilir. Vücuttaki benlerin cerrahi olarak çıkarılması için belli bazı kriterlerin olması gerekmektedir.


ben nevüs tedavisiBen (nevus ya da mole), ciltteki melanin denilen pigmenti üreten hücrelerin iyi huylu sınırlı oluşturduğu cilt lezyonlarının ortak adıdır. Bütün yenidoğanlar benlerle doğarlar, fakat pigment üretmedikleri için doğuşta genelde görülmezler. Doğumdan sonraki birkaç hafta ya da ayda, melanosit hücreleri pigment üretirler. Doğuştan bulunan lekeler ise 100 bebekte 1 görülür. Benler avuç içleri,ayak tabanları ve genital bölge dahil vücutta her yerde bulunur. Benler olgunlaştıkça çeşitli formlara ayrılırlar:

1- Junctional nevus: Genelde çocukluk çağda görülürler.
2- Compound nevus: Genelde ergenliğe geçişte görülürler.
3- İntradermal nevus: Erişkinlikte görülen kabarık benlerdir.
4- Blue nevus: Melanin pigmentinin cildin daha derininde görüldüğü benlerdir.
5- Konjenital nevüs: Doğumda zaten var olan, önceden melanin pigment üretimi olmuş olan benlerdir. Kıllı veya kılsız olabilirler. Dev boyutlara ulaşabilirler. Bu benlerin %2-%42’si malign melanom denilen cilt kanserine döner.
6- Displastik nevus: İyi huylu nevus olmalarına rağmen, histolojik olarak malign melanomdaki gibi atipik değişiklikler gösterir.
7- Spitz nevus: Genelde yüzde ve çocuklarda görülür.
8- Mongolian lekesi: Yenidoğanlarda kalçada görülür. Çocukluk çağında kaybolur.9- Spider nevus: Şekilleri örümceğe benzeyen, sıklıkla kadın ve çocuklarda genellikle yüz, boyunve göğsün üst kısımlarında parlak kırmzı renkte görülür. Güneş ışığı maruziyetinde, östrojen tedavisi alanlarda ve karaciğer hastalıklarında ortaya çıkar.10- Ito nevusu ve Ota nevus: Yüz veya omuzdaki doğuştan olan düz kahverengi benlerdir.

BEN - NEVÜS TEDAVİSİ

Benlerin cerrahi olarak çıkarılması  için gerekli kriterler şunlardır:

Çap: 5 mm den büyük olanlar

Renk: Siyah, kahve-siyah birden fazla renk içerenler

Sınır: Çevresi düzensiz, belirsiz, silik olanlar

Kanama: Üzerinde yara açılan, kanamaya meyilli benler

Kızarıklık: Etrafı kızaran benler

Tahriş: Sıkça tahriş olan (saç içinde, elbise askısı, gömlek yakası bölgesinde) benler

Koyu renkli benler düşük oranlarda da olsa kansere dönüşme riski taşırlar. Esas önemli olan problem benlerin deri kanserine dönüşüm olasılığının tam olarak bilinememesi ve kansere dönüştüklerinde bu durumun kolaylıkla fark edilememesidir. Hastada riskli görülen benler yukarıdaki kriterler göz önünde bulundurularak ve klinik tecrübeye göre sınıflandırılarak şüpheli olanlar cerrahi olarak alınmaktadır. Bunlar daha sonra patolojik incelemeye gönderilmektedir.

Toplumsal olarak benler konusunda yapılan  yanlışların başında benlerin cerrahi olarak çıkarılmasının kansere neden olacağı gelmektedir. Bu sık yapılan ve insan hayatını tehlikeye sokan en büyük yanlışlardan birisidir. Bilimsel olarak cerrahi uygulamaların kansere neden olması kesinlikle mümkün değildir.

Benleri fazla olanlar, güneşe çok sık maruz kalanlar açık tenli olanlar belli aralıklarla doktor kontrolüne (Plastik Cerrahi veya Dermatoloji Uzmanı)gitmelidir. Doktor kontrolü sonrasında endikasyonu olan benlerin cerrahi olarak çıkartılması gerekmektedir.
Atmosferdeki ozon tabakası incelmesi ve çevre koşullarının bozulması (kanserojen atıklar ve maddelerin artışı) deri kanserlerinin görülme sıklığını oldukça arttırmıştır.

Benler kanser dokusu mudur? Tüm benler kansere mi dönüşür?

Benler iyi huylu cilt lezyonlarıdır. Kanserli hücreler değildirler. Ancak bazı benler zamanla cilt kanserine dönüşebilirler. Malign melanom adlı cilt kanserinin %70'i normal deriden kaynaklanırken, %30'u ise önceden mevcut bir benin değişikliğe uğraması ile oluşmaktadır. İnsanların ‘ben’ zannetiği bazı cilt lezyonları aslında cilt kanseri olabilmektedir. Bunların cerrahi olarak çıkarılması ve tedavisi gerekmektedir.

BEN ALIMIBen aldırmanın bir zararı var mıdır?

Uzman doktorun takibi ve önerisiyle, cilt kanserine benzediği ya da dönüşme riski olduğundan dolayı bazı benleri almak ve patolojik olarak incelemek gerekebilmektedir. Tam tersine, bu tür ben ve ben benzeri lezyonların alınmaması ve patolojik olarak incelenmemesi hayati tehlike taşıyabilir. Var olan bir cilt kanseri gözden kaçırılabilir. Bunun dışında kişinin estetik ya da farklı kaygılarla benlerini aldırması tamamen  kendi isteğine bağlıdır. Ben aldırmanın halk arasında yanlış olarak algılandığı gibi ‘ ben sayısını arttırıcı, kanser yapıcı’ etkisi bulunmamaktadır.

Ben aldındıktan sonra ölüm izlenir mi?

Halk arasındaki yanlış inanışlardan bir tanesi de ‘ Ben aldırdı, kansere çevirdi, vücuduna yayıldı ve öldü’ şeklindeki düşüncelerdir. Bu inanışların sebebi birkaç sebebe bağlanabilir:

1- ‘ Ben’, ‘leke’ veya ‘yara’ gibi isimler vücutta bulunan cilt lezyonları için kullanılan, halk arasındaki en genel terimlerdir. Bu isimler, kesin bir cilt lezyonu için kullanılmadığı gibi hem iyi huylu cilt lezyonları hem de cilt kanserleri için kullanılabilmektedir. Yani aslında cilt kanseri olan bir lezyon, halk arasında ‘ben’ olarak adlandırılabilinmekte ve lezyonun cilt kanseri olduğu bilinmeyebilinmektedir. Bu nedenle hasta veya yakınları tarafından önemsenmemekte, tedavide geç kalınmaktadır.

2- Var olan cilt lezyonu veya yarasının tedavisi için doktora başvurmaktan korkan hastalar tedavide geç kalmakta, kanserin yayılmasına fırsat vermektedirler. Bazen de çeşitli ot ve ilaçlarla kendileri tedavi uygulayarak kötü sonuçlara yol açabilmektedirler.

3- Deriden çıkarılan, ‘ben’ olduğu farzedilen lezyonun histopatolojik incelemesi yapılmamıştır. Bu nedenle muhtemel cilt kanseri olup olmadığı öğrenilememiş ve tedavisi eksik kalmıştır.

4- Deriden çıkarılan lezyonun, histopatolojik incelemesi yapılmış ve cilt kanseri tanısı konulmuş olmasına rağmen; hastanın veya yakınının çeşitli sebeplerle kontrole gelmemesi gibi nedenlerle tedavisi eksik kalmıştır.

5- Alınan benin histopatolojik inceleme sonucu ileri safhada cilt kanseri olarak belirlendiği ve vücutta yayılımlar ( metastazlar) izlendiği durumlarda ise hastanın kaybı izlenebilir. Bu kaybın cerrahi işlemle ilgisi yoktur. Cerrahi işlem ve diğer tetkikler bize hastalığın safhası hakkında bilgi vermiştir; farkındalık sağlamıştır. Yani herhangi bir işlem yapılmamış olsa dahi hastalık ileri derece evrede bulunmaktadır; hasta ve hekim durumun detaylı olarak nasıl ve ne olduğunu bilmemektedir.

Hangi özelliğe sahip benler tehlike sinyali verirler?

Tehlikeli olabilecek benlerin tespit ve takip edilmesi son derece önemlidir. ABCDE Skorlama Metodu şüpheli benlerin tetkikinde yardımcı olur. Aşağıdaki skorlamalardan en az bir tanesi ya da fazlasına uyan benleriniz doktorumuz tarafından incelemeye alınır.
A - Asimetri
B - Benin sınırları                     C - Benin rengi
D - Benin çapı
E - Görünümündeki hızlı ve ani değişim (Elevation or evolving)

Tehlike sinyali veren durumlar;

- Renk Değişikliği
- Ölçüsünde ya da kalınlığında büyüme ya da küçülme
- Ben etrafındaki ciltte değişiklik (kızarıklık, beyazlaşma ya da şişme)
- Kaşıntı ya da acı varsa
- Kanayan ben
- Yeni çıkan benler (25 yaşından büyüklerde)

‘Çirkin ördek yavrusu belirtisi’ nedir?

Özellikle bol beni bulunan insanlarda, ciltteki lezyonların ortak karakterleri korele edilir. Ortak özelliklerden önemli ölçüde ayrılan benler daha profesyonel incemeye tabi tutulurlar.

Benler nasıl takip edilirler?

‘Dermatoskopi’, deri yüzeyi mikroskopisidir. Pigmentli lezyonların ve benlerin tanısında kullanılır. Dermatoskop ile pigmentli lezyonlar 30 kat büyütülerek, tüm gövdenin ben haritalanması yapılabilir. ‘Bilgisayarlı dermatoskop’ ile derideki ben ve lekeler değerlendirir, raporlandırılırıp arşivlenir. ‘Ben haritası’ çıkarılır. Benlerin zaman aralıklarında değişimlerinin saptanması ve incelenmesi bilgisayar ekranında kolayca yapılabilir. Hasta doktoru ile beraber bu değişimleri ekranda aynı anda eski bulgularla karşılaştırarak görebilir. Sonraki kontrollerde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanır. Dijital dermatoskop bende izlenen şüpheli değişiklikleri matematiksel olarak hesaplar ve malign melanom ( deri kanseri) riskini gösteren bir indeks oluşturur. Bu indeks tanıda ve tedavinin planlanmasında yardımcıdır. Çıplak gözle erken evre cilt kanserinde (malign melanom ) tanı şansı %60 iken dijital dermatoskopik inceleme ile %90 üzerine çıkar.

Cerrahi tedaviler nelerdir?

Ben, iyi huylu cilt lezyonları ve cilt kanserlerinde asıl tedavi; cerrahi eksizyondur. Bu sayede hem lezyon çıkarılır, hem de çıkarılan parça histopatolojik olarak incelenir ve önceden bilinmeyen bir cilt kanseri varlığı gözden kaçırılmaz. Çeşitli cerrahi tedavi seçenekleri mevcuttur:

1- Basit eksizyon: Eksizyon sonrası dikiş atılır
2- Seri eksizyon: Doğuştan dev nevüslerde, tek seansta lezyonun hepsi çıkarılamazsa birkç hafta arayla 2 ya da 3 seans halinde eksizyon yapılır.
3- Shave (tıraşlama): Seboreik keratoz gibi bazı cilt lezyonları tıraşlanarak çıkarılır, takibinde pansumanla üst kısmın iyileşmesi izlenir. Dikiş atılmaz.
4- Eksizyon ve greftleme: Çıkarılan ben sonrası, yara direk olarak dikişle uygun şekilde kapatılamadığı durumda, vücudun bir başka bölgesinden deri yaması alınarak kapatılır.
5- Eksizyon ve flep cerrahisi: Çıkarılan ben sonrası yara direk dikişle uygun şekilde kapatılamadığı durumda, çevre dokular yara bölgesine çevrilerek veya uzak dokular kullanılarak açık yara kapatılır.

Kriyoterapi nedir?

Kriyoterapide, karbondioksit veya azot gazı üreten bir cihazla çok düşük derecelerle (-60,-90) elde edilen düşük ısının donma etkisinden yararlanılarak bazı cilt lezyonları dondurulur.Dokular üzerinde dondurucu ısı lezyonun protein yapısını değiştirerek yanma benzeri etki ile kullanılan bir tedavi yöntemidir. Dondurucu ısının oluşturduğu yara, 2-4 hafta arasında iyileşir. İyi huylu olduğuna emin olunan ve küçük ebatlı lezyonlar üzerinde uygulanır. Daha çok siğiller, akneler ve güneş lekeleri için tercih edilir. Anestezi ve dikiş gerektirmeyen bu yöntem sonrası günlük hayata devam edilebilir. Büyük ebatlı lezyonlarad kullanıldığı zaman geniş, kapanmayan yaralar oluşma riski mevcuttur. En önemli dezavantajı ise dokuya zarar verdiği için, histopatolojik olarak incelenecek bir dokunun elde edilememesidir.

Elektrokoter tedavisi nedir?

Yüksek frekanslı radyofrekans dalga üreten cihazla uygulama noktasında ani ısı oluşturarak canlı hücrelerin sıvısını buharlaştırma ve hücre zarını parçalayıp yok etme prensibiyle çalışır.Genelde siğiller ve etbeni denilen papillömatöz cilt lezyonlarında kullanılır. Yok edici bir yöntem olduğu için histopatolojik olarak incelenecek bir doku elde edilemez. İşlem esnasında ağrı duyulması sıklıkla izlenir.

Lazer tedavisi nedir?

Lazer tedavisinde, seçici fototermoliz uygulanarak ciltteki çeşitli problemler giderilebilir. Ciltteki çeşitli renkli moleküller hedef alınarak, sağlam dokunun daha az hasar görmesi sağlanır. Nisbeten daha az ağrılı bir yöntemdir. Hasta kolaylıkla günlük işlerine dönebilir.Ciltteki yaşlılık lekeleri, güneş lekeleri, bazı damarsal lezyonlar ve bazı benler üzerinde uygulanabilir. Çoğu zaman 2-4 hafta arayla 3-4 seans gerekmektedir. İşlem sonrası güneş ışınlarından korunmak, iz kalmasını engellemek için çok önemlidir. Yok edici bir yöntem olduğu için histopatolojik olarak incelenecek bir doku elde edilemez.

Radyofrekans cerrahisi nedir?

Radyocerrahi, 3.8 MHz yüksek frekanslı radyo dalgaları ile, basınçsız, minimum doku hasarı ile kansız kesme ve koagülasyon işlemidir. Çeşitli damarsal lezyonlarda kullanılır. Yok edici bir yöntem olduğu için histopatolojik olarak incelenecek bir doku elde edilemez.

 

E - RandevuOp.Dr.Alper Bayraktar'dan ücretsiz  muayene randevusu almak için bizi, 0224 233 57 (58) 00 nolu telefondan arayabilir veya e-randevu hizmetimizden yararlanabilirsiniz.

Deri Kanserleri Ve Onkoplastik Cerrahi

Deri kanserleri son yıllarda giderek artmaktadır ve ciddi bir sağlık problemi haline gelmektedir.
Deri 2 tabakadan meydana gelmiştir.

  • Epidermis
  • Dermis

Epidermis derinin üst tabakasıdır. Vücudu dış etkenlerden korur. Su, elektrolit ve ısı kaybını önler. Dermis epidermisin altındadır. Kıl follikülleri, ter ve yağ bezleri, damarlar, sinirler bu kattadır.
Daha derinde deri altı yağ dokusu vardır.
Deri kanserleri epidermisin bazal tabakası dediğimiz kısımdan veya daha üstteki hücre tabakalarından kaynak alabilir. Deri kanserleri daha çok baş-boyunda olmakla birlikte tüm deri yüzeyinde olabilir. Vücudun güneş gören bölgeleri deri kanserlerine daha çok adaydır.

Deri kanseri riskini kimler taşır ?
Deri kanseri açısından risk altında olanlar.

  • Açık tenliler,
  • Derilerinde kolayca çillenme olanlar,
  • Çok fazla sayıda beni (nevüs) olanlar ve bunların değişik şekil ve boyutta olması,
  • Ailesinde deri kanseri bulunanlar,
  • Açık havada fazla zaman geçirenler,
  • Ekvatora yakın bölgelerde, yüksek rakımlı veya yıl boyunca yoğun güneş ışığına maruz kalanlar.

Bunların dışında,

  • Herhangi bir sebeple radyoaktif ışın tedavisi (radyoterapi) uygulamaları,
  • Uzun yıllar iyileşmeden kalan açık yaralar,
  • Katran, zift, arsenik vs. gibi kimyasal karsinojen maddelere kronik şekilde maruz kalma,
  • Kronik mikrotravmalara maruz kalma gibi nedenlerle de deri kanserleri gelişebilir.

Deri kanseri tipleri nelerdir ?

  • Epidermisteki bazal hücrelerden kaynaklanan Bazal Hücreli Kanser ( Basal Cell  Carcinoma )( BHK/BCC )
  • Skuamöz (yassı)hücrelerden kaynaklanan Skuamöz Hücreli Kanser (Squamöz Cell Carcinoma) ( SHK/SCC
  • Melanositlerden (melanin üreten hücreler) kaynaklanan Malign Melanoma (MM)

BCC; en sık rastlanan deri kanseridir. Yavaş seyreder. Metastaz yapmaz. BHK nadiren hayatı tehdit eder.
SCC; sık rastlanan diğer bir deri kanseri tipidir. Dudaklar, yüz ve kulaklarda sık rastlanır. Lenf bezlerine bazen de iç organlara yayılabilir. SHK eğer tedavi edilmezse hayatı tehdit eder duruma gelir.
Deri kanserlerinin üçüncü tipi olan malign melanomalara ( MM ) daha az rastlanır. Ancak özellikle güneşli bölgelerde yaşayanlarda sıklığı giderek artmaktadır. Deri kanserlerinin en tehlikeli tipidir. Ancak erken teşhis edilirse tam olarak tedavi edilebilme şansı vardır. Teşhis ve tedavide gecikme genellikle ölümcül olmaktadır.

Benlerimden neden ve ne zaman kurtulmalıyım ?
1) Kozmetik nedenlerle,
2) Giysi ve takılarla sürekli tahriş oluyorlarsa,
3) Malign melanomaya dönüşme ihtimalleri nedeniyle cerrahi olarak çıkarılırlar.
Solar veya aktinik keratozlar ise üzerleri pürtüklü veya pullu, kahverengi veya kırmızı renkte yamalar şeklinde görülen deri tümörleridir. Genellikle derinin güneşe maruz kalan bölgelerinde görülürler. Bunların kansere dönüşme ihtimalleri vardır. Kansere dönüşme belirtileri gösterenler cerrahi olarak çıkarılmalıdırlar.

Deri kanserleri nasıl tanınır ?
2-4 haftada iyileşmeyen, kanama ve ağrı yapabilen bu türdeki lezyonların kanser olabileceklerini düşünmek gerekir.
Malign Melanoma ise genellikle bir benden veya normal olan bir deriden başlayabilir. Herhangi bir bende ortaya çıkan aşağıdaki değişiklikler kanserleşme açısından uyarı kriterleri olarak kabul edilmelidir.

  • Asimetti
  • Kenar düzensizliği
  • Değişik renk tonlarında olma
  • Üzerinde kabuklanma
  • Kanama
  • Kaşıntı
  • Çevresinde kızarıklık
  • Kıllanma artışı
  • Boyutunda anormal bir artış olması.

Bu değişikliklerden biri veya birkaçı gözlenen benler cerrahi olarak çıkarılarak cilt kanserleri açısından histopatolojik incelemeye tabi tutulmalıdır. Eğer tüm bu değişkenler size karmaşık geliyorsa şunu hatırlamak çok önemlidir.
Derinizi tanıyınız ve tepeden - tırnağa düzenli olarak muayene ediniz. Sizi şüphelendiren bir şeylere rastlarsanız hemen bir Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanına başvurunuz! Plastik cerrahlar tümörü fonksiyonel yapıyı bozmadan ve en estetik görüntüyü sağlayacak şekilde cerrahi olarak çıkartırlar. Çıkarılan dokunun histopatolojik incelemesi ile tam olarak çıkarılıp çıkarılamadığı, zeminde kalıntı kalıp kalmadığı anlaşılabilir.

Deri kanserleri nasıl tedavi edilir ?
Tedavi kanserin tipine, büyüme evresine, yerleşim yerine göre değişmektedir. Eğer kanser küçük ise işlem ayaktan, lokal anestezi altında kolayca yapılabilir. Kanser büyükse, lenf nodlarına veya vücudun başka bir bölgesine yayılmış sa büyük cerrahi işlemlere ihtiyaç duyulabilir. Deri kanserlerinde muhtemel diğer tedavi seçenekleri radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi (antikanser ilaçların verilmesi)'dir. Tedavi açısından güvenilirlik, az iz bırakma ve deformasyonun en az seviyede olması/en kabul edilebilir sonucu elde etmek Plastik Cerrahınız yardımı ile sağlanacaktır. 
Tedaviye başlamadan önce bu yöntemleri doktorunuzla beraber değerlendirmeli ve aşağıdaki sorulara cevaplar aramalısınız.

  • Tümörün yok edilmesi açısından hangi tedavi yöntemi daha güvenlidir?
  • Hangi seçenek size daha uygundur?
  • Sizdeki kanser tipi için ne kadar etkilidir?
  • Olası riskleri ve yan etkileri nelerdir?
  • Beklediğiniz fonksiyonel ve kozmetik sonuçlar ne kadar elde edilebilir?

Deri kanserinden korunmanın ve tekrarlamamasını sağlamanın yolları nelerdir ?
Deri kanserleri nüksedebilir. Ancak nüks riskini azaltmak veya ortaya çıkabilecek nüksün riskini azaltmak mümkündür. Bunun için:

  • Doktorunuzun çağırdığı kontrollere düzenli olarak uyunuz.
  • Yaz aylarında özellikle de saat 11.00-15.00 arası saatlerde güneşe maruz kalmaktan kaçınınız. Ultraviole ışınlarının su ve buluttan geçip, kum ve kardan yansıyabileceğini unutmayınız.
  • Dışarda uzun süre kalmanız gerekiyorsa geniş kenarlı şapkalar ve uzun kollu elbiseler giyiniz.
  • Açıkta kalan deri bölümleri için en az 15 güneş koruma faktörlü kremler kullanınız.
  • Yüzdükten ve terledikten sonra da düzenli aralıklarla bu kremleri kullanmaya devam ediniz.
  • Son olarak cildinizi düzenli olarak siz de muayene ediniz. Eğer herhangi bir şüpheniz varsa en kısa sürede plastik cerrahınıza başvurunuz.

İSTANBUL BURSA ESTETİK MERKEZİ

ONLİNE KONSULTASYON FORMU

ONLİNE KONSULTASYON FORMU

Burun Estetiğinde En Uygun Fiyat Bize danışmadan karar vermeyin!

BURUN ESTETİĞİSanal Burun Tasarımı

Ameliyat sonrası oluşacak tahmini burun şeklinizi merak ediyorsanız bize resminizi gönderin.